Archive for Şifa Kaynağı

Hamilelikte hurmanın faydaları

hurma

Hurma içerdiği besleyici maddelerle insan sağlığına pozitif yönde katkısı çok fazladır. Kuran ı kerimde de hurmanın faydasının anlatıldığı meryem süresinde Allah c.c Hz. meryeme hurma ağacından beslenmesini buyurmuştur. Kan eksikliğini düzenleyen hurmanın diğer kazanımları şöyle sıralanılabilir.

Hurmanın hamilelikte ve  esnasındaki bazı faydaları şöyle sıralanıyor:

Yüksek oranda glikoz ve nişasta ihtiva etmekte ve bu da hamile kadına güç vermektedir.

Taze hurmada rahim adalelerini kuvvetlendiren ve kolaylaştıran bir madde vardır.

Hurmada magnezyum, potasyum gibi  sistemini rahatlatan ve yorgunluğu gideren aynı zamanda doğumdan sonra kasları dinlendiren elementler vardır.

Stresi giderici, acı ve sancıyı hafifletici uyku ve rahatlamayı temin edici maddeler içerir.

Bol miktarda kalsiyum içerir. Bu da doğum sonrası kanamayı durdurmaya yarayan önemli bir maddedir.

Hurmada bulunan vitaminler doğum esnasında kaybolan enerjiyi yeniden toparlamada önemli rol oynar.

Doğum sonrası annede sütün bol gelmesini sağlayan potasyum gibi bazı maddeler vardır.

Aç karına hurma yiyiniz, zira aç karına yenen hurma içinizdeki asalakları öldürür.

Sürmenin Göze Faydaları ve İsmid Taşı

ismid

Sürmenin Göze Faydaları ve İsmid Taşı

İnsana verilen en büyük nimetlerden birisi olan gözlerimizin korunması hakkında Efendimiz (sav) tarafından gece sürülmesi tavsiye edilen sürmenin ihtiva ettiği maddelerin araştırılarak göze faydalı olan tesirleri bilim adamlarının dikkatini çekmeye başlamıştır. Sürmenin ihtiva ettiği metallere göre birçok çeşidi vardır, fakat Efendimiz, gözü koruma açısından en faydalısının “İsmid taşı” olduğunu buyurmuşlardır. Göz için sürme olarak sürülen ismid taşının içinde bulunan maddeler; antimuan, sülfür (kükürt) ve çinkodur.

Antimuan tek başına tıp alanında pek kullanılmamış, daha çok sanayide kullanım sahası bulmuştur. Yalnız antimuanın kükürtle bileşik şekli olan antimonit halinde süs eşyası ve ilaç ham maddesi olarak kullanıldığı bilinmektedir. Göz sürmesi olarak kullanılan antimuanlı bileşikler ise, kükürt ve çinko ihtiva eden bileşiklerdir. Bunlar tabiatta antimonit ve tetraerdit gibi isimlerle bilinir.

Sürmenin en ideal karışımı antimuan+kükürt+çinko bileşimi olanıdır. Antimonit (Sb2S3) en önemli antimuan cevheridir. Prit, zinober, çinko, altın, gümüş, galen ve arsenikle birlikte olarak da bulunur. İşte antimonit+çinko bileşimi ismid taşı dediğimiz sürmedir ki, göz için en faydalı olan da budur.

ANTİMUAN VE KÜKÜRTÜN TESİRİ:

Sürmedeki antimuan ve kükürt göze ayrı ayrı etki etmezler. Kükürdün ağır metallerle birleşerek yaptığı tesir genellikle daha önemlidir. Özellikle gözdeki müzmin hastalıklarda kullanıldığı zaman daha faydalı olmaktadır. Gözde sebore dediğimiz yağ ihtiva eden salgının veya musin dediğimiz proto-polisakkarit salgının yapmış olduğu allerjik konjuktivit, seboreik egzema, fronkülit, follikülit vb. kirpik köklerinde ve gözün beyaz tabakasında oluşacak akut ve kronik (müzmin) hastalıkları önlemede kullanılan en iyi bileşiklerden birisi metal+kükürt bileşimidir.

Yıllardır kükürt ve bileşikleri daha çok seboreik dermatit gibi cilt hastalıklarında musin ifraz eden mukoza hastalıklarında kullanılmıştır. Hâlbuki kükürt+metal (antimuan) birleşimini seborenin oluşturduğu göz hastalıklarına karşı korunmada ve tedavide ilk kullanan, tavsiye eden Peygamber Efendimiz (sav) olmuştur.

Sürme olarak kullanılan ve içinde çinko bulunan ismid taşındaki çinkonun göz üzerindeki etkilerini araştıran araştırmacılar bu metalin görme keskinliği üzerinde etkili olduğunu görmüşlerdir. Çinkonun (Zn) görme keskinliğini artırması: Çinkonun dokularımızda çok az miktarda bulunduğu uzun zamandan beri bilinmektedir. DNA ve RNA sentezinde yer aldığından bütün hücrelerde bulunur. Vücutta en yoğun olarak bulunduğu organ ise gözdür. Özellikle görme keskinliğini sağlayan melanosit pigmenti taşıyan hücrelerde daha yoğun olarak bulunur. Çinko eksikliğinde gözün fonksiyonlarında ve keskinliğinde bozukluklar olduğu görülmüştür.(3) Ayrıca gözün koroid denilen kısmında da pigment bulunmaktadır. İşte göz küresinin iç yüzünü karanlık oda haline getiren bu siyah melanosit pigmenti, gelen ışığın yansımasını önleyerek görme keskinliğini artırır. Yani tıpkı fotograf makinelerinin içindeki siyah boya gibi görev yapar ve gelen ışığın yansımasını önler. Gözlerinde melanosit pigmenti olmayan (vücutlarında renk maddesi olmayan ve kılları tamamen beyaz olan) albino hastalarda göze gelen ışık retina ve choroidde yansıma yaptığı için görme keskinliği oluşmaz ve bu hastalarda görme keskinliği optik cihazlarla bile ancak 20/100 – 20/200’e çıkarılabilmektedir. ( 5,7)

Görüldüğü gibi, görme keskinliğinde melanosit pigmenti çok önemlidir. Pigment tabakası çinko ile birlikte A vitamini depo eder.

A vitamini ışık duyarlılığının ayarlanmasında çok önemlidir.(5) Görme keskinliğindeki melanosit pigmentinin yapımı için A vitamini gereklidir. Çinko, A vitaminini canlandıracak fotosensitif pigmentin oluşmasını Sağlar.

A vitamini=Retinol

Aydınlıkta görmemiz için rodopsin=opsin+retinol’e Karanlıkta görmemiz için opsin+retinol=rodopsin’e dönüşür.

Görüldüğü gibi, görme pigmentlerinin yapımı için A vitaminine ihtiyaç vardır.(5,7) A vitaminin sentezi için gerekli olan alkol dehidrogenaz enziminin yapısında Zn (çinko) bulunmaktadır. Yani, rodopsin denilen fotosensitif pigment oluşurken enzimlere, enzimlerin fonksiyonlarını yapabilmesi için de çinkoya ihtiyaç vardır. Bugün çinkonun 70 in üzerinde enzimin iş gören önemli bölümünü oluşturduğu bilinmektedir. Katalaz, aldolaz, peptidase, fosfataz, isomeraz, fosfalipaz, karbonik anhidraz, laktik dehidrogenaz vb. enzimlerin etkilerini uygun bir şekilde gösterebilmesi için çinko gereklidir.(3,7)

Çinko, gözün retina ve koroid tabakasına kan yoluyla gitmektedir. Sürme ise dıştan uygulanır. Acaba bu uygulama ile çinko, retina ve koroid tabakasına kadar gidebilmekte midir? Sürmede bulunan çinkonun göze sürüldükten sonra hücreden geçerek gerekli tesiri yaptığı görüşü laboratuar şartlarında, deneysel çalışmalarla doğrulanmaktadır.(6)

Antimuan+Kükürt+Çinko ———>Antimonit (Sb2S3)+ Çinko+Protein

Gözyaşı=%98,7 su+% 0,9 NaCl, %0,4 protein+mucin+yağ

Göz yaşında % 0,4 oranında protein, yani albumin ve globulinler bulunur.

Temel bir eser element olan çinkonun aynen demir ve bakır gibi protein molekülüne bağlanarak insan retinal pigment epiteline emildiği gösterilmiştir.(6)

Newsome ve arkadaşlarının yaptığı deneyde bir çeşit kolaylaştırılmış hücre taşınması ile çinkonun retinal hücrelere taşındığı ve insan retinal pigment epitelinin çinkoyu depo ettiği gösterilmiştir.

Göz yaşında proteine bağlı olan çinko hücresel taşınmayla lokal olarak koroid ve retinaya giderek orada hücrelerde depo ediliyor. Sonuçta çinko, A vitamini sentezini sağlayan enzimler yoluyla görme keskinliğinde artışa sebep olur. Zaten hadiste de “görme keskinliğini artırır” deniliyor.

SÜRMEDEKİ ÇİNKONUN KİRPİKLERE ETKİSİ

Vücudunda çinko yetersizliği olan hastalarda saç dökülmesi, saçların zayıf kalması (sağlıksız ince tüy gibi saçların olması) dikkati çekmektedir. Akdeniz anemisi olanlarda, spor yapanlarda, aşırı terlemesi olanlarda, PİKA (toprak yeme) da, çinkosuz diyetle beslenenlerde RNA ve DNA sentezi bozulmakta, kıllar ince ve sağlıksız olmaktadır. İşte lokal uygulamalarda emilen ve kıl kökü hücrelerinde biriken çinko, RNA ve DNA sentezini artırır, saçların parlak, sağlıklı ve gür olmasını sağlar.(9) Hadiste kirpikleri bitirdiği vurgulanmıştır.

Kanlarında çinko eksikliği olan hastaların saçlarındaki çinko miktarının da düşük olduğunu gözlenmiştir.(9)

Çinko eksikliğinin, göz dışında beyin fonksiyonları, kan dolaşımı, solunum ve bağışıklık sistemlerini de etkilediği bilinmektedir. Çinko hücrelerin yenilenmesini sağlar. Cildi güzelleştirir, saçı parlatır. Tırnakları sertleştirir, büyüme hormonu metabolizmasında rol oynar. Ergenliğin gelişmesi ve cinsiyet hormonlarının faaliyeti de çinkoya bağlıdır. Sürme, bugün ülkemizde göz hastalıklarında ve koruyuculuğunda yaygın olarak kullanılmasa bile, tıbben çok faydalıdır.

Cep telefonu riski

ceptel

Günümüzün vazgeçilmez iletişim aracı cep telefonu sizi fark ettirmeden yok ediyor. Korkunç gerçeği Dünya Sağlık Örgütü açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) son raporunda, beyin kanserlerinin yüzde 95 oranında, cep telefonu kullanımını takiben ilk 10 yıl içerisinde geliştiğine dikkati çekti.

Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, cep telefonunda sohbet etmenin sağlık açısından risk taşıdığını belirterek, mümkünse kablolu kulaklık kullanılması gerektiğini söyledi.

Tuncer, Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nın (IARC) son raporunda menegioma (Beynin etrafını saran, onu koruyan ve dura adı verilen zardan kaynaklanan tümörler) olgularının yüzde 95′i, glioma (beyin tümörü) olgularının ise yüzde 90′ının cep telefonu kullanımını takiben ilk 10 yıl içerisinde geliştiğinin belirtildiğine dikkati çekti.

BU KADAR HIZLI OLABİLİR Mİ?

Raporda, bilimsel araştırmaların henüz kanserle cep telefonları arasında çok yakın bir ilişki göstermediğinin belirtildiğini ancak gözden kaçan bazı sonuçlar olduğunu kaydeden Tuncer, şunları söyledi:”Raporda belirtilen ama gözden kaçan diğer sonuç şöyle; menegioma olgularının yüzde 95′i, glioma olgularının ise yüzde 90′ı cep telefonu kullanımını takiben ilk 10 yıl içerisinde gelişmiştir. Dünyada tütün dahil olmak üzere, etkisini bu kadar hızlı gösterebilecek bir kanserojen henüz bilinmemektedir. Aşırı kullanım olarak hesap edilen 1640 dakika ve üzeri, 10 yıllık bir sürede, günlük 30 dakika demek olup, günümüz kullanım süreleri ne yazık ki bu sürenin kat kat üzerindedir.”

”KAMPANYA YAPANLAR SORUMLU DAVRANSIN”

Türkiye’de cep telefonunu kullanım süresinin ortalama 30 dakikanın üzerinde olduğunu belirten Tuncer, ”Eğer tarifeli kampanyaları göz önüne alırsanız 30 dakikanın onlarca üzerinde olduğunu hesap edebiliriz. Burada herkesin sorumluluk alması lazım. Kampanyayı yapanları sorumlu davranmaya çağırıyorum. Çünkü çok ciddi kanserojenlerin bilimsel metodolojide kanser yaptıkları çok uzun yıllarda gösterilebilmiştir. Bu konuda daha dikkatli olmak durumundayız” diye konuştu.

”BEYİN TÜMÖRLERİNDE ARTIŞ”

Beyin tümörlerinde son 4- 5 yılda belirgin bir artış olduğuna da dikkati çeken Murat Tuncer, ”Türkiye’de artış gösteren ana kanserler nedir diye bakacak olursak, ilk sırada sigara ile ilişkili olan kanserler geliyor, ikinci sırada beyin tümörlerindeki artış göze çarpıyor. Sindirim sistemi kanserlerinin bazılarında belirgin artış var, bazılarında ise azalış var. Bunlara ilişkin çalışmalar yürütüyoruz, uluslar arası çalışmaları inceliyoruz” dedi.

”CEP TELEFONU KULLANIMI GENÇLERE KISITLANMALI”

Adolesan dönem öncesinde cep telefonunu kullanımının kısıtlanmasını öneren Tuncer, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Cep telefonunun belli yaşın altında kullanımını hoş karşılamak mümkün değil. Adolesan öncesi telefon konuşmaları kısıtlanmalı. 20 yaşın altında uzun uzun cep telefonu konuşması önerilmiyor. Telefonla sohbet edilmemeli. Telefon sohbet aracı değildir, iletişim aracıdır. Cep telefonunda sohbet sağlık açısından risktir, topluma böyle bir alışkanlık kazandırmamalıyız. Zorunlu kullanım gerekiyorsa, kablolu kulaklık kullanılmalı.”

SİGARA, KİTLE İMHA SİLAHI GİBİ

Türkiye’de kanser konusunda atılacak önemli bir diğer adımını da sigara ile mücadele olduğunu belirten Tuncer, sigarının yok edilmesi gerektiğini bildirdi. Tuncer, Türkiye’nin sigara ile mücadelede çok iyi olduğunu vurguladı. Sigaranın neredeyse insan kıyımı yaptığını ifade eden Tuncer, ”9 günlük bayram tatilinde trafik kazısında ölen vatandaşların iki katını her gün sigaraya kurban veriyoruz. Sigara Türkiye’de sanki kitle imha silahı gibi” dedi.

Diş macunun doğmamış bebeğe zararı

dismacunu

Diş macunları ve sabunlarda kullanılan kimyasal maddeler anne adayları için çok tehlikeli.

Florida Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre Türkiye’de de satılan birçok ünlü diş macunu markasında ve sabunun içinde bulunan triclosan maddesi anne karnındaki bebeğe zarar veriyor.

Profesör Margaret James, ıslak mendillerde de bulunan bu maddenin anne karnındaki bebeğin yeterli oksijeni almasına engel olduğunu ve bunun da bebeklerin beyinlerinde hasara neden olduğunu söyledi.

Daha önce yapılan araştırmalarda triclosanın laboratuvar hayvanlarında karaciğer hasarına neden olduğu belirlenmişti.

“Eğitici DVD’ler” faydalı değil

bebek

“Eğitici DVD’lerin” bebeklere faydalı olmadığı iddia edildi.

Amerikalı bilim adamlarının yaptığı araştırma, bebeklerin bu tür programları izlemek yerine ebeveynlerin günlük hayattaki konuşmalarından yeni kelimeleri öğrenmesinin daha faydalı olduğunu gösterdi.

Araştırmacılar, 12-18 aylık 72 bebeği 4 gruba ayırdı. Daha önce eğitici DVD izlememiş bebeklere DVD izletildi. Bir ay sonra çocuklara test yapılarak, DVD’deki kelimeleri öğrenip öğrenmedikleri araştırıldı.

Tek başına ya da anne-babasıyla düzenli olarak DVD’yi izleyen bebeklerin, hiç izlemeyenlerden daha fazlasını bilmediği belirlendi.

“Psychological Science” dergisinde yayımlanan araştırma, bebeklerin anne-babası konuşurken öğrendiği kelime sayısının, DVD’den öğrendikleriyle eşit olduğunu gösterdi.

Araştırmacılar, ebeveynlerin çocukların gelişimini DVD’ye bağladıklarını, ancak bu durumun doğal gelişim sürecinin sonucu olduğunu vurguladılar.